Behzat Ç. Hikayem

Behzat Ç. Hikayem

Behzat Ç. , Aslına bakarsanız 2010 yılında dizi ilk başladığında hiç sevmemiştim. Bir garip gelmişti hatta çevremdekilere “Hadi len, böyle dizi mi olur. Ankara böylemi yani” diye bıdı bıdı edip duruyordum. Zaman ilerledikçe, arada gözüm takıldıkça, aslında fena değil demeye başlar olmuştum. İlk andaki tepkim reklamlarındandı sanki.

İzledikçe bir şeyler tanıdık gelmeye başlamıştı. Ankara’da çekiliyor olması buna etkendi ama daha tanıdık gelen birşeyler vardı sanki. Sonrasında çözdüm 🙂 Behzat aslında benim çocukluğumun geçtiği mahalleden komşumdu 🙂 yani Behzat ve ekibi benim mahallemde oturuyordu. Bütün sokakları avcumun içi gibi biliyordum. Neredeyse her akşam iş çıkışı uğrar olmuştum eski mahalleme. Çekim varsa yakalarım belki diye. Bir kaç denemeden sonra yakalamıştım çekim ekibini. Kenardan izlemeye başladım hatta set malzemelerini taşımalarına yardım bile etmiştim.

Sonra kafaya koydum, benim bu dizide bir anım olmalıydı. Ne yapabilirdim? Daha önce tiyatrolarda oynamış olmama rağmen herhangi bir ajansta kaydım yoktu. Olsa da bakalım o ajans ile çalışıyorlarmıydı?

Ne yapabilirim diye düşündüm… Jenerikte cast kısmında Hakan beyin adını gördüm. Adam film Ankara Ofisi diye aradım ve adresi buldum.

Gittim.

Kapıyı çaldığımda çok heyecanlıydım, kalbimde bir trompet vardı sanki.

Kapı açıldı, içerde bir kaç tane görevli ve sürekli yardımcı rollerde oynayan oyuncular vardı.

Hakan bey ile görüşmek istiyorum dedim. Bi saniye dediler ve beklettiler… Bi saniye neredeyse bir saat sürdü.

Hakan bey beni kabul etti. Küçük bir ofisi vardı içeride de bir handycam kamera. Audition için gelenlere rol veriyor, yan odada ezberlemelerini istiyor ve kaydediyordu.

Bana, sizi hangi ajans gönderdi dedi. Beni ajans göndermedi valla kendim geldim dedim. Şaşırdı.

Durumu anlattım 🙂 Bir kağıtta bana verdi. Ezberledim.

Ama o küçücük kameranın karşısında terlemeden oynamak ne mümkün. Saçmaladım ve seçilmedim tabii ki.

Sonraki haftasonu bir daha gittim, ben geldim rol varmı abi dedim, güldü. Bir kağıt daha ve yine hüsran…

Sonraki haftasonu yeniden gittim ama artık muhabbetine gidiyordum ve Hakan bey bana kağıt vermiyordu, yeteneksiz gördü herhalde, bu böyle devam etti, ofislerini değiştirdiler yine buldum 🙂 hatta hayırlı olsun diye pasta götürdüm.

Baktılar kurtulamıyorlar, bir kağıt verdiler geçtim yan odaya ezberledim.

Geçtim kameranın karşısına, iyi oldu bu defa ama yönetmen bakacak karar verecek dedi. Aslında daha iyi bir rol var ama orda biraz kaba olman gerekiyor, senden olmuyor dedi.

Bekledim, bekledim, bekledim.

Telefon çaldı, arayan bir bayandı ve Tuğrul bey ePosta adresinizi alabilirmiyim 52.Bölüm senaryosunu göndereceğim dedi.

Senaryo geldi (Hala silmedim o maili)

Ezberledim De Niro’nun Taksi filmindeki “Bana Mı Dedin” sahnesi gibi ayna karşısında çalıştım.

Çekim Günü;

Sabah ilk sahne benimdi personel müdürünü oynayacağım, gittim. Ankara Gazi Mahallesinde tren yolu karşısında bir şirketin ofisindeyiz. Rol arkadaşım Berke Üzrek yani Cevdet… Karavana aldılar beni, üstümü değiştirdim. Bir yandan hala ezber yapıyorum çok heyecanlıyım. Karavanın kapısı açıldı, Berke bey geldi. Kostümünü değiştirdi, yanıma oturdu. Ne oynayacağız dedi, ben bir haftadır ezber yapıyordum o daha ne oynayacağımızı bile bilmiyordu. Senaryoyu aldı, en çok 3 kez okudu. 5 kez de karşılıklı oynamışızdır. Makyaj masasına geçtik makyajlarımız yapılırken sohbet ettik. Sanki uzun zamandır arkadaşmışcasına samimiydi. Belki heyecanlı olduğumu anlamış beni rahatlatmaya çalışıyordu, bilmiyorum ama çok kibar ve mütevaziydi. Sonuçta profesyonel bir oyuncuydu ve yıllardır bu işi yapıyordu. Egolu olmasını bekliyordum açıkçası 🙂

Telsizden bir anons geldi, “Set hazır oyuncuları alalım”

Aldılar…

Set ikinci kattaydı. Yukarı çıktığımızda odanın içerisinde belki 10 kişi ışıklar ve kameralar vardı.

Yerime geçtim, Berke bey karşıma oturdu. Kameramanlar hariç herkes çıktı ve bir ses, Kayıt.

Ben başladım “Ben sizin söylediğiniz tarihte burda çalışmıyordum”

ilk planda kamera beni çekiyordu. Oynadık, aslına bakarsanız Hakan beyin ofisinden daha kolaydı 🙂

Sonra kameramanların yeri değişti ve arkama geçtiler tekrar oynadık ama ben br yerde fazla bir kelime söyleyince Berke beyin konsantrasyonu dağıldı.

Tekrar çektik.

3. Çekimin sonunda benim işim bitmişti. Gidebilirsiniz dediler.

Gittim mi? Hayır, Ben işim yokken gelip izlemişim o günü kaçırırmıyım.

Erdal Beşikçioğlu, Berkan Şal, Fatih Artman, İnanç Konukçu, Berke Üzrek, Canan Ergüder, Mine Tugay ve diğer oyuncularla tanıştım 🙂 Mine Tugay ile çocukluğumun geçtiği parkın içerisindeki banklarda karşılıklı yemek yedim.

Yardımcı yönetmen Evrim Yöney ile uzun uzun sohbet ettim.

Çekim esnasında bir bahçe duvarının üstünde henüz 10 yaşındayken yazdığım bir yazı ile karşılaştım.

Benim için unutulmaz bir gündü.

Başladık yayın gününü beklemeye ve 52. Bölüm başladı.

İzledik 🙂 mutluluk, heyecan çok garip hisleri bir arada yaşıyordum.

Herşey için teşekkür ederim Adam Film, Behzat Ç., Set Ekibi…

Sevgili Ercan Mehmet Erdem ve Emrah Serbes’e ise teessüf ederim, bir kaç bölüm sonra bi daha yazsaydınız ne güzel olurdu…